Suçumuz Dağa Çıkmamak Mı Oldu?

Bu metin, yerleşim yerlerinin eski adlarının kullanılması konusunda benden de görüş isteyen ama verdiğim görüşü yayınlamayan “Taraf Gazetesi’ne yazdığım metindir.

 

37 yaşındayım. 18 sene aralıksız Trabzon’a bağlı Hayrat ilçesinin bir köyü olan Alona’da yaşadım. (yeni adı Pazarönü). İstanbulda bir hemşehrim ile tanıştığımda bana köylerinin yeni adını söylediğinde hemen yanıbaşımızdaki köy bile olsa neresi olduğunu genelde bilemem. Bir kelime Rumca bilmememe rağmen ben köylerin eski adlarını bilirim. Benim gibi bir çok insan da onları bilir. Köyümüze gelin gelenler geldikleri köylerin eski isimleri ile anılır. Örneğin gelinin geldiği köyün eski adı “Tivran” ise geline “Tivranlı”,  “Maki” ise “Makili” derlerdi. Annem Lazandoz köyünden Alona’ya köyüne gelin gelmişti bu nedenle ona da Lazandozlu derlerdi.

 

Hangi akla hizmettir bilinmez ama bizim köyün Alona olan adını Pazarönü diye değiştirdiler. (He tam tahmin ettiğiniz gibi sosyete pazarı kuruluyor bizim köyde onun tam önündeyiz. Onun için Pazar önü demişlerdir kesin!) Değiştirdiler de ne oldu? Hizaya mı geldik? Hayır. Biz hala köyümüzden 2000 km uzakta İstanbul’da O’na “Alona” demeye devam ediyoruz. Biliyorum ki Avustralya’daki köylümde aynısını diyor.

 

Nasıl ki siz bu saatten sonra ezan Türkçe okunacak dediğiniz de herke nasıl bildiğinden şaşmayıp ezanı Türkçe okumadıysa köylerimizin adları ile ilgili durumda böyledir.

 

İşte bu nedenledir ki babasını kanserden kaybetmiş, sahil yolu yapıyoruz diye dünyanın en güzel sahilinin ırzına geçilmiş bir bölgenin insanı olarak köyümüze duyduğum özlemle kızıma köyümün eski adını koydum. Bu tavra siz ister inadına deyin ister başka bir şey deyin. Nüfusa kayıtlı kızımın adı Alona’dır. Kimler köyümün adını bana unutturmaya çalışmış ise ben de ona cevaben kızıma bu ismi koydum.

 

Son günlerde kürt açılımı söyleminin içinde tartışılmaya başlanan eski yerleşim adlarının yeniden kullanılması gündeme geldiği için Karadeniz’deki köy adlarının da birileri tarafından değiştirildiği hatırlanmıştır. Lütuf buyurup hatırlayanlara teşekkür ediyoruz. Kürtçeyi on yılladır konuşamayan insanlarımızın mağduriyeti ortada iken sadece bu mağduriyeti başımıza kakanlara ben de bölgede konuşulmasından utanıldığı, yasaklandığı, suç sayıldığı için unutulmaya yüz tutan Lazca, Pontusça ve Hemşince (Aslında Ermenicedir de oradakiler utanıyor bu ismi takıyor) dillerinin günahı neydi diye sormak isterim.

 

Yıllardır planlı bir şekilde milliyetçi reflekslerle donatılarak başka milletlere düşman edilmeye çalışılan ve resmi ideolojinin ülkenin çimentosu rolünü oynattığı Karadenizliler atık bu oyundan sıkıldı. Biraz da başkaları çimento olsunlar.

 

 “Emperyalizm” her zaman bütün milletlerin ve insanlığın ortak düşmanıdır. Bugün keser bize yontuyor diye onunla aynı yatağa girmeyi “ehven” bulanları tarihte, insanlıkta affetmez.

 

Ama tek suçları dağa çıkmamak olan Karadenizlileri, ucu okyanusun diğer ucundan gelen senaryoların bir uzantısı yapmaya çalışmayı da yanlış buluyorum.

 

Tıpkı benden konu hakkında görüş isteyen “Taraf” gazetesinin yukarıdaki yorumumu beğenmeyip yayınlamaması gibi…

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !