Şşşşt Genç Sivil Ne ‘Taraf’a?



Yalana, talana, darbe şakşakçılarına ve postal yalayıcılarına inat bir hareket sanmıştık onları. Öyle ye kimsenin girmediği topa giriyor, tabiri caiz ise tekmeye kafa koyuyorlardı. Siyasette gençleri adam yerine koymayanları, inançlara saygı göstermeyenleri, dokunulmazlık zırhlarına bürünüp halka tepeden bakanları herkesi her şeyi eleştirebiliyorlardı. Ne güzel. Özlediğim Türkiye gençliği bu idi işte. Kökleri bu topraklarda olan, kendi insanına yabancılaşmayan, kısacası ezber bozan bir hareketti bu.

 

1980 kuşağının üzerinden geçen apolitik tanklar sanki onların semtine uğramamıştı ne güzel... Ne birilerinden ihale alamama korkusu, ne fincancı katırlarını ürkütmekten imtina etmek. Hiç biri ama biç biri smokinin altına Converse ayakkabıları çekip köşkteki resepsiyona giden bu adamları ilgilendirmiyordu. Bu sivil itaatsizlcik* denemesi vurduğu yerden ses getiriyordu kısacası (* itaat etmeyenlerin küçük ebatta olanı)

 

Meğer ne yanılmışız ne yanılmışız. Türkiye’de siyasi desteği olmadan gerçek anlamda hiçbir sivil inisiyatifin beş para etmeyeceğini Genç Siviller ilk adamlık sınavında sınıfta kalarak gösterdiler. Uzun zamandır susan arkadaşların sesini Taraf gazetesi ile Genelkurmay arasındaki tartışmada duyduk. Ne duymak ama. “Bir kere o eli indir”

 

Genç Siviller inisiyatifinin yaptığı tüm eylemlere sempati ile bakarken acaba siyasal düşünce ayırımı yapmaksızın her olaya böylesine toplum vicdanını taa en kökünden yakalayarak müdahil olacaklar mı diye çok merak ediyordum. Merakımızı gidermek için çok beklemedik maalesef.

 

Türkiye’de Dengir Mir M. Fırat ve Şaban Dişli olayları olurken de Genç Sivilleri aradık, Alman yargısı Deniz Feneri’nin ışıklarını yaktığında yüzlerini kapayanları gördüğümüzde de. Nafile bir bekleme idi bizimkisi. Baykal seçimi kaybettiğinde Rodos’a sefer düzenlemeyi önerenler (ki bu öneriyi çok beğenmiştim) Deniz Feneri gibi asrın yolsuzluğuna ses çıkartmıyorsa buna nasıl sivil inisiyatif denir. Dense dahi bu saatten sonra bunu kime ve nasıl neyi anlatabilir?

 

Pek çok bilinmezin cevabını aldık. Bir iletişimci olarak artık cevabını merak ettiğim tek şey var. O da aklı evvel birilerinden içine biraz espri katınca en ağır eleştiri bile sevimli olur. Herkesin sizi seveceği şeyleri sempatik tavırlar takarak yapın. İnsanlar size hem kızar hem de gülerse emin olun akıllarında kızmak değil gülmek kalır. Bu tarz eylemler en başarılı seçim kampanyalarından veya dört başı mamur halkla ilişkiler faaliyetlerinden daha etkili olur diye bir tüyo mu aldınız?

 

Yok anam babam yoook. O iş sizin sandığınız kadar kolay olmuyor. “Kum katıyon, su katıyon sona bişey daha katıyon polis oluyor” diye bir tekerleme vardı ya onun gibi olmuyor işte.

 

Hem sivil, hem genç hem de saygıdeğer olmak için 1. şart dürüst olmak ve gizli ajanda sahibi olmamaktır. Dürüst olunca, genç veya sivil olmanızın bir önemi kalmaz. Dürüst olunca saygın olmanızın önünde hiçbir engel de kalmaz. Çünkü dürüst olunca size dağlar dayanmaz.

 

Bakınız geçtiğimiz günlerde Türk şiirinin yüz akı üstat Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı yeni kaybettik. 92 yaşında idi. Genç değildi, sivil itaatsiz biri değildi. Ama ona saygı duyarak uğurladık öbür dünyaya. Aklımıza geldikçe de saygı ile anacağız.

 

Şimdi evden kaçan şımarık ve vurdumduymaz oğluna çarşıda rastlayan baba edası ile sormak gerek bu GENÇ ve SİVİL akranlarımıza;

 

Şişşşştttt, alooo, bu ne ayak? Ne Taraf’a?

 

Sizinki gibi arkadan destekli değil ama içine bir parça mizah katınca her şey eleştirilebilir kıvamımı beğendiniz mi?

 

Beğenmediniz mi?

 

Ahh çok yazııııık. Demek beğenmediniz. Bi dahaki sefer YVZSLTK rumuzu ile yaparım esprilerimi. Malum suyun öteki yakasından taktik almadan olmuyor…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !