SON PONTOSLU

 

 

Milliyet gazetesinde 27 Mart 2001 tarihinde Eylem Türk imzasıyla “Susurluk Paşası Marketçi Oldu!” başlıklı bir haber yer almıştı.


Haberin detayı ie şöyleydi : “Giresun Jandarma Bölge Komutanı olduğu dönemde adı Susurluk skandalına karışan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Fiba Holding bünyesinde faaliyet gösteren Endi Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye yönetim kurulu üyesi oldu. Küçük'ün yönetim kuruluna girdiği Endi Market Zinciri, 1999'da Gima bünyesinde Stop Mağazacılık adıyla kuruldu”

 

Türkiye’nin değil dünyanın sayılı zenginlerinden biri olan Hüsnü Özyeğin ile adı her sabotaj, suikast ve faili meçhul ölümlerin ardından akla gelen askerlikten emekli Veli Küçük arasında nasıl bir ilişki olabilirdi ki? Öyle ya Türk olmayan her şeye potansiyel şüpheli bakan bir emekli paşa nasıl oluyor da bir Türk bankasını Yunan Kilisesi'nin ortak olduğu şirkete satan Hüsnü Özyeğin ile ortaklık yapıyordu? Karadeniz’de görev yaptığı sıralarda kendisine göre bölgede kol gezen Yunan-Pontos tehlikesine karşı çok büyük bir psikolojik mücadele vermiş birinden bahsediyoruz. Ama görülen o ki ona marketin yolları bize Pontoslar...

 

O zamanların cevabını arayan en önemli sorusu, söz konusu banka satışına karşı çıkan Genelkurmay'ı ikna etme görevini Veli Küçük’ün üstlenip üstlenmediği idi? Bu soru aradığı cevabı bulmuş mudur bilinmez ama bölgede görev yaptığı dönemde Pontos tehlikesine karşı amansız mücadele vererek genç dimağları bu sinsi Yunan tehlikesine karşı bilinçlendiren emekli Yunan dostu paşamıza artık yeni soruları sormamızın zamanın gelmiştir. 

 

Ø      Paşam; Yunan, Ermeni, Yahudi planlarına karşı bilinçlendirdiğiniz bölgenin işsiz ama heyecanlı gençlerine bu Finansbank olayını bir Türk vecizesi ile açıklayabilir misiniz?

Ø      Bir Türk dünyaya bedel ise bir Yunan bankasının anlı şanlı Türk bankasını almasına aracılık eden bir Türk neye bedeldir?

Ø      Paşam biz hiç görmediğimiz için soruyoruz: Şimdiye kadar kaç tane Pontoslu gördünüz? Bu Pontoslular nerede yaşar? Bunlar nasıl insandır? İn midir, cin midir? Mesela iki elleri, ayakları ve gözleri de var mıdır? Yer, içer, evlenir, tatil yapar, sigara içer mi onlar da?

Ø      Yılların terör örgütü PKK’nın adım atamadığı bu kadar “milliyetçi” bir bölgede kim hangi akla hizmet Pontosculuk yapmaktadır.

Ø      Üniter bir hukuk devleti olan Türkiye’yi bölme niyetini taşıyan bu Pontoslulardan şimdiye kadar kaçı tutuklandı? Tutuklandı ise bunlar hangi hapishanede yatıyor?

Ø      Pontos dediğiniz şey bir düşman ise siz Yunanlı bankaya aracılık ederek düşmanla işbirliğimi yapmış oluyorsunuz?

Ø      İşin doğrusu “Gençler siz altta onlara dünyayı dar edin ben yukarda onlardan sizin haçlığınızı alıyorum”mu dur?

 

On yıllardan beri Karadeniz’de bir tek Pontoslu yaşamadığı halde bölgenin insanlarını özellikle de gençlerini hayali düşmanlar yaratarak doldurmak neye ve kime hizmet etmektir? Bir tek Karadenizli gencin aklına bu soruyu sormak gelmez mi?

 

Yüz yıllarca bölgede yaşamış farklı medeniyet ve kültürü koynunda barındırmış bölge halkını, bölgenin tarihine, kültürüne ve o kültürlerin mimarisine düşman yaptılar. Her taşın altında veya her köşeyi döndüğünde karşısına Pontoslu çıkacak diye gençlere öfkesini biletenler nedeni ile tam bir paranoya toplumuna çevirdiler Karadenizi. Öyle olmasa idi Maçka’daki Sumela Manastırında bulunan ikonların gözleri bıçakla oyulur, silahla delinir mi idi? Kartondan milliyetçilik kisveleri altında empeyalizmin değirmenine su taşıyanlar bir zamanlar “Komünizm geldi, gelecek” diye korkutulan Türk halkına nazire yaparcasına, yıllardır “Pontos tehlikesi gelecek, geliyor, geldi” diyerek Karadenizlilerin yüreklerine korku saldılar. Herkes müslüman olduğu için olsa gerek, görülmek dahi istenmeyen kiliseleri yıktılar, cemaati bile olmayan papazı öldürttüler. Gerçek suçlular, yaşı 18 bile olmayan, bıyıkları yeni terlemeye başlayan delikanlı değil, onun eline “Aslan yüreklim, vatan sana minnettardır. Gazan mübarek olsun” diye silahı verenlerdir. Bu bilgiler ışığında gerçek Pontoslu, içimizde yaşayıp Pontoslularla iş birliği, ortaklık yapanlardır.

Karadenizli gençler uyanık olursa kendilerini hayali düşmanların üzerine salan gerçek Pontosluların maskesini düşürebilirler.

 

Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar Veli Küçük'e bir çok soru sormuşlardır mutlaka. Savcılara işini öğretecek değilim ama orda olsaydım naçizane bir soruyu da ben sormak isterdim: Değerli Ergenekon Paşası 35 senelik ömrümde hiç görmediğim için neslinin tükendiğini sandığım Son Pontoslu siz olmayasınız?

 

İşin gücün yok mu kardeşim. Bunca sıkıntının içinde böyle gereksiz işlerle kafamızı yorma diyenler olabilir. Haklısınız ama ne yapalım “Sinek Küçük Ama Mide Bulandırıyor......”

 

Karadenizli gençlerden bir küçük ricam var: Pontosçulara karşı sizi dolduran sözde vatansever özde marketçi kahramanlara, baştaki soruyu lütfen sorun. Veli Küçük ile Hüsnü Özyeğin’i bir araya getiren neden ne olabilir? 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !