BU “SAADET” AK PARTİ’Yİ BİTİRİR


 

Başlığın iki anlamı var kuşkusuz. Saadet Partisi tepe yönetimde yaptığı değişiklikler ve yerel seçimlerde de arkasına aldığı rüzgar ile metal yorgunluğu moduna girmiş Ak Parti’yi bitirir diye de anlayabilirsiniz. İktidarda olmanın verdiği rehavet, şımarıklık ve “Saadet” yani mutluluk psikolojisi de Ak Parti’yi bitirebilir şeklinde de... Bu yazıyı hangi anlamda ele anlayacağınıza siz karar verin.

 

Filistin asıllı bir entellektüel olan ve oryantalizmin de fikir babası sayılan Edward Said İktidar şöyle tanımlar: Tekdüzeleştirme sürecinin meşruiyet kazanması ve ötekinin görünür görünmez türlü biçimlerde ortadan kaldırılması

 

Tek parti dönemlerinde halkın itiraz etmeden her şeyi ile kanıksamasaydı iktidar. Ama benim kuşağım O’ nu ilk kez Turgut Özal ile hissetti. Hele hele ailesi ve yakın çevresinin elinde her geçen gün onları da toplumu da yozlaştıran bir güç olarak kullanılmaya başlandıktan sonra… Elinde tutanları yozlaştıran bir güç olarak İktidar kavramının ANAP iktidarında yolsuzluk kavramı ile birleştiğinde yedi başlı ejderha hali alması kaçınılmazdı. Nitekim de öyle oldu ama bu ejderha hali ANAP iktidarının da sonunu hazırlamış oldu.

 

Toplumun geniş kesimlerinin ANAP iktidarları ile tanıştığı bu yozlaşma, düşünsel düzeyde o derecede olmasa da yapılan uygulamalar ve hareketlerde kendini gösterdi. Papatyalar, mercedesler, köşe başlarında pıtırık gibi biten milyonerler, jaguarlar, hayali ihracat zenginleri veya sonradan görme zenginler vb gibi pek çok örnek o dönelmeden kafamıza kazınmış örneklerdir.

 

İktidar öylesine büyüleyici bir güçtür ki O’na sahip olanın ilk yapması gereken şey O’nu korumaktır, aksi halde iktidar hırsı nedeniyle yerine her an başka bir güç gelebilir. Yine bu nedenledir ki seçim sistemleri değişir, seçimlerde kota ve baraj uygulaması devreye girer.

 


İktidar, varlığını sürdürebilmek için kendi gücünü ve otoriteyi kullanarak etki alanını güçlendirir. Bunu başardıktan sonra elde ettiği bu gücü koruyabilmek için bu kez daha fazla iktidara, otoriteye ihtiyaç duyar.  Bunu sağlayabilmek için de yine kendini kullanır, yine büyür. Biteviye bir kısır döngü halinden başka bir şey değildir.


İktidar böyle doymak bilmeyen bir iştahla yiyen yedi başlı ejderha gibi büyürken muhaliflerini etkisizleştirmek için bunca geniş alana yayılmak zorundadır. Bu geniş alana yayılması nedeni ile ilk bakışta kendini göstermez. İktidar alanını büyütürken ilk başta kurbanlarına geniş özgülükler vaat eder ama bu geniş özgürlük alanlarının bir yanılsamadan ibaret olduğu eninde sonunda anlaşılır. Zira bunca büyük bir alana yayılan iktidar gücünün en büyük düşmanı özgür toplumlar ve bireyledir.

 

Tek parti döneminden kurtulma fırsatını ilk kez eline geçiren halkın uçsuz bucaksız mera zannedip oy yağmuruna tuttuğu DP iktidarı da bu nedenle aynı yola başvurmak zorunda kalmıştı.

 

Ak Parti iktidarı kendisine yeni bir iktidar alanı yaratırken toplumun şimdiye kadar özgürlük görmemiş kesimlerine (Kürtler, Aleviler, Gayri Müslimler vb.) yaptığı bu açılım onu da oy sağanağına tutmuş ve Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir gücü ona vermiştir. Bu gücü eline geçiren ve elinde bulundurduğu gücün şımarıklığı ile sonunu ANAP’a benzetmekte hiç zorlanmadığım Ak Parti bu gücü kolay kolay elinden bırakamaz.

Kendine yöneltilen “Şeriatı geri getirecekler”, Türkiye’yi İran’a çevirecekler” mealindeki tüm zırvalar en fazla her iktidar kadar bu şımarık iktidarın da ömrünü uzatır.

Ak Partinin elinde bulundurduğu bu gücü O’nun elinden alacak olan şeyler iktidarın nimetlerinden faydalandırmadığı toplum kesimlerinin artması ve geniş özgürlükler ile ödüllendirdiği toplum kesimlerinin karşısında bulunan siyasi odakların elinin güçlenmesidir. Bu nedenledir ki bugünlerde krizden dünya etkilenirken etki alanı içine aldığı sivil toplum ve medya gücünü kullanarak bir toplumsal muhalefete izin vermeyecek iyimser havalar estirilmeye çalışılıyor.

 

Bir de suyun öteki yanında ona destek verenler var ki Türkiye’deki mevcut siyasi atmosfere bakıp en az 10 yıl daha alternatifli iktidar senaryoları hazırlamak zorunda olmadıkları için son derece mutlular.

 

10 sene sonrasının iktidar senaryosunu ise suyun öteki yanındaki ülkenin “Stratejik Araştırma” raporlarında zaten görüyoruz. Bu raporla göre gelecek 20 yılda Türkiye’de daha muhafazakar ve milliyetçi iktidarlar öngörüyoruz diye…

 

Şimdi soran olur diye söylüyorum: Gelecek iktidarın adını bilemem ama karakterinin şımarık olacak. Bundan adım gibi eminim. Tıpkı CHP, DP, ANAP, Ak Parti gibi……

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !