BENİM KAVANOZLARIM

Ahlakçı biri değilim ama Ahlak inandığım bir kavramdır. Güzel Ahlak ise benim annemden babamdan aldığım, muhtemeldir ki onların da kendi anne ve babalarından alıp çocuklarına nakletmeye çalıştığı bir kavram. Ahlakçı olmamakla birlikte toplumları ayakta tutan şeylerden birinin de onu oluşturan insanların onurları olduğunu düşünenlerdenim. Bireylerin onurunu zedeleyen şeyler ister kendi başlarına isterse toplumu oluşturan diğer bireylerin başına gelsin insanın vicdanı sızlamıyor ise o toplumlar yıkılıp yok olmaya mahkumdurlar. Bugün Irak’ta Filistin’de insan onuru ayaklar altına alınırken, kundaktaki bebekten hamile kadınlara kadar bütün insanlara en aşağılık davanışlar reva görülürken üç beş kuruş veya siyasi istikballer uğruna bu zulüm karşısında görmez, işitmez ve konuşmazı oynayan insanlar benim gönlümdeki insan vasfından epey uzağa düşer.

Anneannem maharetli kadındı. Domatesi, biberi, patlıcanı turşu yapıp kavanoza koyardı. Sadece bu turşuları değil sarmısak, ekşi erik, acur ve fasulyeden yapılan turşuları da koyardı kavanozlara.

Annem, dünyanın en güzel reçel yapan kadınıdır. Ayva, çilek, vişne, böğürtlen aklınıza hangi meyve gelirse gelsin hepsinden en güzel reçellleri o yapar ve kavanozlara koyardı.

Yine annemden görmüştüm evde sokakta bulduğu düğmeler kavanozda biriktirirdi. İhtiyacı olan herkes oradan alıp faydalansın diye.

Ablamın para biriktirme kumbarası idi kavanoz. Özellikle erkek kardeşim paraları bulmasın diye kavanozun içi görülmeyecek biçimde kumaş parçaları ile kaplardı.

Her normal insan gibi benim kavanozlarım bu işlere yarardı. Eminim her normal insan da kavanozlara başka gözle bakmadı.

Biri hariç. O dışkısını kavanozda saklayacak kadar kavanoz fetişisti biriydi. Adını zikretmekten kendimi men ettiğim yazar, o kavanozu eşine fırlattı fırlatmasına ama bu işten en çok zararı sanıldığı gibi eşi değil etrafa saçılan parçalarının kirlettiği yazar, çizer, entellektüel ve kendini aydın sınıfına sokanlar gördü.

Söylesenize hangi normal ve ahlak sahibi insan dışkısını bir kavanozda saklar? Saklar da bir gün eşi ile kavga ederken üzerine fırlatır? Bu olay yaşandığı ve medyaya sıçradığı günden beri bu basit soruyu soruyorum kendime. Bir vicdan, onur ve ahlak sahibi bir gazeteci “Bir insan evinde hangi amaçla kavanozda dışkısını saklayabilir diye sormaz mı? İş bu kadar mı şirazesinden çıktı?

Kaç gündür necip Türk basınında eli kalem tutan pek çok kişi bir yazarın eşine reva gördüğü muameleyi yazıp duruyor. Benim yazarken bile utandığım ve bırakın bir kadına yapılmasını bir insana yapılacak en kötü davanışlardan biri olan bu iğrençliği, sanki çok normal bir şeymiş gibi anlatılıyor veya yazılıp çiziyor İstanbul basını.

Kuşkusuz onur kırıcı, insan gururunu ayaklar altına alınan bu veya benzeri olaylar lanetlenmelidir. Ama kimbilir, belki de Güneydoğu’da vatandaşına dışkı yediren kamu görevlilerinin olduğu bir ülkede yazar çizer takımından birinin eşinin üzerine dışkı dolu kavanozu boşaltması normal karşılanıyordur?

İlkinde bu alçaklığı yapanların ceza alması için bas bas bağıranların aynı duyarlılığı bu olayda da göstermesini bekliyorduk doğrusu. Hoşgörmek, hafife almak veya herhangi bir mazeretin arkasına asla sığınmadan sadece düz bir Aristo mantığı ile yaklaşarak vatandaşa dışkı yedirildiğinde kıyameti kopartanlara sormak gerek diye düşünüyorum. “Bu dışkı fetişisti yazar, eşine dışkı dolu kavanozu fırlattığında niye bedelini ona değil de bu olayı eleştiren muhabire ödetiyorsunuz? Niye gökkubbeyi bu olayı yaşatanların, bu olaya sessiz kalanların başına yıkmıyorsunuz?”

Yoksa bu boktan işi finanse edecek merci mi bulamıyorsunuz?

Eeeeey İstanbul’a kar yağmayınca ülkeye kış gelmediğini düşünenler: Şimdi ayağa kalkıp bu olayı lanetlemezseniz kavanozdaki gibi steril olmaz belki ama İstanbul’un bütün lağımları üzerinize aksın.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !